Psikoloji ve Eğitim İlişkisi

Psikoloji ve Eğitim İlişkisi

Bireylerin gelişimlerinde eğitim, doğum ile başlar. Anne baba ve çocuğunun yetiştirilmesinde 1. Derecede rol alan diğer aile büyükleri, çocuğun ilk eğitimini veren kişilerdir. Ailenin yanındaki eğitimi, ilkokul, ortaokul ve yüksek okul izler. Çocuk her sene farklı bir gelişim sürecini tamamlayarak, sosyal, fiziksel ve zihinsel olarak belli noktalara ulaşması beklenir. Eğitim yüksek okul sonrasında da devam eden ve ömür boyu bitmeyen bir süreçtir. İnsan davranışlarını, düşüncelerini ve duygularını konu alan, bu davranışları anlamlandırmaya ve bazı olumsuzlukları ortadan kaldırmayı amaçlayan psikoloji bilimi, eğitimin her aşamasında karşımıza çıkar. Çünkü psikoloji ve eğitim arasındaki ilişki kaçınılmazdır.

Belli gelişim noktalarına ulaşamayan, bu gelişim evrelerini tamamlamakta zorlanan öğrenciler için psikoloji bilimi devreye girer. Çocukların neden beklenen gelişimi gösteremediği psikoloji bilimiyle ele alınır. Çocuğun sosyal, zihinsel ve fiziksel gereksinimleri, başarıya ulaşamamasının altında yatan diğer nedenlerle birlikte irdelenir. Elbette psikoloji eğitim başarı ve daha fazlasını amaçlamaktadır. Bir diğer deyişle psikoloji sadece başarıya ulaşmayı değil, başarıya ulaşamamanın nedenlerini ve bu nedenleri ortadan kaldırmayı da hedeflemektedir.

Eğitim süreçlerinde öğrencilerin davranışları birbirinden oldukça farklı olabilmektedir. Çünkü her öğrenci özel ve farklıdır. Birbirinden farklı öğrenme stillerine sahiptir. Psikoloji biliminin gelişmesi ve kabul görmesi ile bu farklılıklar da kabullenilmiş ve farklı öğrenme yöntemleri denenmiştir. Örneğin bazı çocuklar masada ve sessizlikte öğrenebilirken, bazı çocuklar daha serbest bir şekilde ve ekip halinde öğrenme yapabilmektedir. Öğrenme stillerindeki bu farklılık çocukların doğuştan getirdiği ve aileden kazandığı kişilik özellikleri ile şekillenir. Eğitim ve psikoloji ilişkisi güçlendikçe bu tarz farklılıklar için doğru çözümler bulunmakta, çocukların güçlü yönlerine yönelik eğitim fırsatları ortaya konmaktadır.

Eğitim süreçlerinde eğiticilerin karşısına çıkan bir diğer sorun da öğrencilerin davranışlarındaki öngörülemez olumsuzluklardır. Tıpkı öğrenme stilleri gibi çocukların sosyal ilişki kurma stilleri de farklılıklar gösterebilir. Psikoloji eğitimleri bu anlamda da destekler. Örneğin bir çocuk okulda istenmeyen davranışlar gösterebilir. Okul arkadaşlarıyla alay eder, küçümser ve hatta bazen fiziksel şiddet uygulayabilir. Çocuğun bu davranışları cezalar yoluyla ötelenebilir. Ancak kalıcı ve pozitif bir çözüm sunmaz. Bu noktada psikoloji eğitim hayatının ayrılmaz bir parçası olarak öne çıkar. Psikoloji eğitimi bu çocukların yaşadığı davranış problemlerini çözerek olumlu yönde katkıda bulunur.

Öğrenciler zaman zaman hayatlarında sıkıntılı süreçler yaşayacaktır. Örneğin anne baba kaybı yaşayan çocukların eğitim hayatı sekteye uğrayacaktır. Ya da deprem, yangın, sel gibi doğal afetler yaşayan çocuklar, fiziksel, duygusal ya da cinsel istismar mağduru öğrenciler eğitim hayatına uyum sağlamakta zorlanırlar. Psikoloji eğitim konusunda sorun yaşayan bu çocukların travmatik deneyimleri ile baş etmesi için faydalıdır. Ayrıca depresyon ya da anksiyete yaşayan çocuklar okulda başarısız olabilirler. Yine ergenlik dönemi ile birlikte, gençler okula karşı ilgilerini yitirebilir, disiplinsiz davranışlar gösterebilir, akademik olarak başarısızlıklar yaşamaya başlayabilir. Psikoloji bilimi yine bu dönemde hem öğrencilere hem anne babalara hem de eğitimcilere destek olacaktır. Her iki tarafın birbirini anlayarak sağlıklı ilişkiler kurmasını sağlayacaktır.

Psikoloji ve eğitim ilişkisi öncelikle bireyin gelişimini engelleyen nedenleri ortaya çıkarır. Ardından bu nedenleri bertaraf etmenin yollarını arar. Bunun için yapılan çalışmalar eğitim psikolojisi olarak tanımlanır. Eğitim psikolojisi nedir sorusu, yaklaşık 100 yıldır hayatımızda olan, eğitime ve psikolojiye dair bulguları, eğitim süreçlerini anlamak ve iyileştirmek için kullanan bir disiplindir denerek cevaplanabilir. Eğitim psikolojisinin amacı hem çocuk psikolojisini ele almak, hem yetişkinlerin yani eğiticilerin yaklaşım ve davranışlarını incelemek, buradan çıkan sonuçlarla öğrenmeyi etkileyen dışsal ve içsel etkenleri ortaya çıkarmaktır.